Gizli Aşk


Yazar Notu: Birazdan okuyacağınız tek bölümlük hikayemde, bu çiftleri daha önce hiç yazmadım ama planımda vardı :) Ve ikisi de cuk oturdu, bayağı eğlendim yazarken. Umarım sizler de seversiniz. İyi eğlenceler. *evil*


Gizli Aşk

“Lütfen…” diye yalvardı kadın sessizlikte. O ve ablası arasında geçen ateşli tartışma, yine o’nun mantıklı cevaplarıyla son bulmuştu. Şimdi de buraya gelişin asıl sebebi için dudaklarından dökülen sözler, çaresizliğini tüm çıplaklığıyla yansıtıyordu. O kadar çaresizdi ki, dakikalar önce buraya gelir gelmez ilk yaptığı şey neredeyse onun ayaklarının dibine çökmek olmuştu. Şimdiyse onun tarafından bu davranış reddedilmiş halde, üzgünce kanepede oturuyordu elinde bir bardak kırmızı şarapla.

“O daha bir çocuk.”

 

Narcissa Malfoy’un mavi gözlerinden ince bir sıvı aktı, üstüne yaldızlı bir ‘M’ harfinin işlendiği ipek mendille burnunu çekti.

Buraya gelme riskini alarak hayatını tehlikeye atmıştı, çünkü bu meselenin gizli kalmasını istemişti Karanlık Lord. Draco’nun görevi, aile içinde sır olarak kalmalıydı. Ve öyle oldu da. Hayır, Karanlık Lorda ihanet edecek değildi, o kadar cesur değildi… Buradaydı çünkü sadece oğlunun hayatı için endişeleniyordu. Bir ümitle, Severus ona yardım eder diye gelmişti. Ama yapamazdı, Draco yapamazdı. Lucius ve Bella da çok iyi biliyordu bunu… Hangi tarafta oldukları bir yana, o daha genç ve masumdu. Oğlunun katil olmasına nasıl göz yumabilirdi ki? Hangi anne buna razı olabilirdi? Ve Lucius… O ise başka türlü düşünüyordu şaşırtıcı şekilde. Babasının ayıbını örtecek hayırlı bir evlat, demişti Draco’nun yüksek ihtimalle başarısızlığa uğrayacağı fikrini reddederek. Görev bilincine erişmenin, Malfoy’ları gururlandırmasının zamanının geldiğini, söylemişti. Sözler aklına gelince burnunu bir kez daha çekti kadın. Sinir bozucuydu, ömründe duyduğu en sinir bozucu laflar…

“Neden beni seçtin?” dedi adam, yalvarışına cevaben.

Neden mi seçmişti? Elbette ona güveniyordu. Karanlık Lordun güzide adamıydı, anlayışlıydı ve ricasını kırmayacağını düşündüğü içindi. Fakat o’nun bunu soruşundaki asıl amacın bu olmadığını gayet iyi anlamıştı Narcissa Malfoy. Mavi gözlerini siyahlara kilitlerken yüreği, hem eski aşkın hatıralarıyla hem de evladının geleceğinin kaygısı arasında ezilip büzüldü. Sanki iki duvar arasında sıkışmıştı.

“Çünkü sana güveniyorum, Severus. Eski dostsun ve bizi en iyi sen anlarsın, Draco’ya değer veriyorsun. Neden seçmeyeyim?”

Adam, soluğunu yavaşça bıraktı. Bu cevabı alacağını biliyordu, yine de ardında gizli bir mananın yattığını duymak isterdi. Oysa hiçbir mana yoktu; ne geçmişe dair ne de şimdiki duygularına dair.

Bellatrix, nefesini sıkıntıyla üfledi.

“Cissy, inan bana Snape yardım etmek isteseydi az önceki saçma soruyu sormazdı. Bana kalırsa pek istekli değil gibi,” diye dudak büktü alayla. Gevşek adımlarla ilerledi, Severus Snape’in arkasına geçerek omzuna çenesini dayadı ve dudaklarını yaladıktan sonra fısıldadı. “Çünkü korkak.”

“Asanı çıkar.” diye emretti Snape, yüzünde dümdüz ifade ama sesinde bir meydan okumayla. “Hemen.”

Bellatrix Lestrange, sinsice sırıtırken kız kardeşi ve Severus Snape arasında durarak asasını çıkardı; ikisi arasında bağlayıcı görevi görecekti ve bu onu biraz heyecanlandırırken daha önce hiç buna şahit olmadığını fark etti.

Narcissa, o an elindeki bardağı basit, Muggle yapımı sehpaya bırakırken müthiş rahatlamıştı… Onunla göz göze geldi; minnet dolu teşekkür mırıldanırken birbirlerine ellerini uzattılar, tutundular ve uzun, çok uzun zaman sonra tekrar birbirlerine temas etmiş olmalarının verdiği ürperti, ikisinin de vücudundan elektrik akımı gibi geçti…

*

Vücutlarının sıcaklığıyla yatakta ısınır ve öpüşürlerken tutku dolu hisler adeta kalplerinden çıkarak odanın havasına katılıyordu. Nefesler tenlerinde ürpertiyle dolaşıyor, dokunuşlar hazdan haza uğratırken ikisini de sarsıyordu. Kadın ve erkeğin birbirine karışan iniltileri yavaşladı.


Aşk… Kadın, dudaklarını isteksizce ondan ayırırken gözünün kenarından akan yaşı yastığına sildi. Bu duygu fazla yoğunken kalbi dolup taşmış, kaldıramayacağı kadar ağırlaşınca kendini geri çekerek gözyaşına teslim olmuştu. Evet, korkuyordu da. Evliydi, oğlu vardı, kocasını aldatıyordu. Ama bu yasak aşkı istiyordu da. Bu yüzden çaresizliği giderek artan üzüntüye dönüşüyordu her geçen gün. Ne yapacağını bilmiyordu.

 

Severus, bacaklarını ona doladı sarmalayarak. Üzüntüyü her daim anlıyor ve o da hissediyordu; en yakın arkadaşınızın karısıyla yatıyor olmanın vicdani baskısı üzerindeyken nasıl anlamazdı? O da Narcissa kadar çaresizdi; seviyordu, istiyordu ama onu hiçbir şeye zorlamıyordu da. Buradaydılar, sevişiyorlardı, çünkü duygular karşılıklıydı.


“Narcissa.”

Genç kadın yüzünü ona çevirdi; mavi gözlerinden hem tutku hem de hüzün açıkça okunuyordu.

“Severus?”

Severus Snape, bir an ne diyeceğini bilemez gibi oldu, söylemeye dili varmıyormuş gibi ya da cesaretini yitirmiş gibi… Aşk’ın karşısında o bile cesur duramıyordu Narcissa gibi.

“Seni seviyorum, seni istiyorum… Ama bunun böyle süremeyeceğini ikimiz de biliyoruz. Sonsuza dek gizli yaşamayız, hiç kimse yaşayamaz.”

“Biliyorum,” dedi kadının gözleri tekrar dolarken. Son zamanlar da hep küçük bir kız gibiydi, kendini onun kollarına bırakmıştı tamamen. Sanki sarıp sarmalayan kollar bütün sıkıntısını alıp götürecekmiş gibi.

Severus onun yastığa dağılmış sarı saçlarını sevdi. Burnunu genç kadının boynuna sürttü ve koklayarak öptü. Yumuşacık tende dudaklarını gezdirirken onu ürpertiyordu.

“Bunu söylemekten nefret ediyorum; ama bir karar vermen gerek.”

Sessizlik olurken sadece adamın öpüşleri vardı. Narcissa, içten içe ona kızdı. Boynunu öperken bu kararı tek başına vermesi için yalnız bıraktığına inanamıyordu. Ama içten içe de biliyordu ki kızmaya hakkı yoktu.

“Acı çekiyorsun, Narcissa. İkimiz de acı çekiyoruz;  arada sıkışıp kalmaktan yorulduk… Benim ne istediğimi biliyorsun, şimdi de sen ne istediğini belirlemelisin. Kurtuluşumuz için.”

Çok düşünmüştü, gerçekten. Hem mantığını hem yüreğini dinlemiş, ikisinin de zihninde haykıran çığlıklarını ölçmüş, tartmıştı fakat bir sonuca varamamıştı genç anne. Lucius’la boşanacak olursa Draco’yu alması güçleşecekti ve küçük Malfoy’u annesiz bırakmaya hakkı yoktu. Lucius… Onu da seviyordu, belki aşkları eskisi gibi değildi ama ne olursa olsun oğlunun babasıydı; bir zamanlar onu sevmişti, güçlü geçmişleri vardı… Bir anda nasıl yok sayabilirdi? Öte yandan Lucius’u sevdiğinden daha çok sevebileceği biriyle olacağını hiç tahmin etmemişti de. Onunlayken kalbinin gençlik günlerindeki gibi çarpacağı aklının ucundan geçmezdi. Kocası arasındaki aşk, şimdilerde pek taze değilken ve burada, onun yanında istediği şeyi; aşkı, tutkuyu, sevgiyi, ilgiyi bulmuşken zordu karar vermek. Çok zordu ama vereceği cevabı biliyordu da; Draco’nun huzurunu kendi huzuru için feda edecek anne değildi. Maviler ıslandı yine, Severus gözyaşlarına bulanmış yanaklarını öptü, daha sıkı sarıldı, öptü, öptü… Sanki vereceği kararı etkilemek için kasıtlı yapıyordu. Belki de kasıtlıydı? Bırakmaması için sessiz çağrılarla yalvarıyor olabilirdi… Tam da onun yapacağı şey,  Slytherin sinsiliği. Elinde olmadan gülümsedi.

“Ne oldu?” dedi Snape, merakla duraklarken öpmeyi keserek. Ciddi bir durumun eşiğindeyken Narcissa’nın gülümsediğini duymak endişelendirmişti.

“Hiç,” dedi kadın gülüşü sönerken. “Kontrolsüzceydi.”

Snape, bir şey demedi. İster istemez o da gülümserken; “Seni böyle bir durumda bıraktığım için üzgün olduğumu falan söylemeyeceğim, öyle olsaydım şu an seni öpüyor olamazdım. Evet, ben de kontrolsüzüm. Zır delinin tekiyim ve harika bir kadına aşığım… Benimle deli olur musun?”

Narcissa bu defa gerçekten gülerken aynı anda gözlerinden acının getirdiği yaşlar akıyordu. ‘Yine’ evlenme teklifi etmişti. Kahkahaları kesintiye uğramaya başladı yavaştan. Sonra ağladı… Keşke bu kadar çok sevmeselerdi birbirlerini. O zaman bir karar vermek zorunda kalmayı bırak, bu kadar acı çekmezdi. Onu böylesine severken, asla olmayacağını bilmek yıpratıcıydı, mahvediyordu.

“Seni seviyorum…” Genç kadın genizden mırıldanmıştı. “Ama yapamam, Severus…”

Söylemişti. Sonunda kararını vermişti ve şu an çektiği acı beşe katlanırken kalbine giren ağrıyla kasıldı. Son sözleri havada öylece asılı kaldı, Severus onu ne ikna etmeye zorladı ne de ondan nefret etti ama kadın, kendinden nefret etmişti. Çünkü bitirmişti. Aşklarını ve bu zır deliyi. Bugün, burada, bu yatakta sondu her şey. Son kez birbirlerine dokunacak, öpecek ve sevişeceklerdi. Gözyaşlarına boğulurken onun sıcak bedenine sarıldı; bir daha ona bu kadar yakın olamayacaktı. Teninin kokusunu içine çekemeyecek, saçlarında ellerini gezdiremeyecek, sesini kulaklarına fısıldarken duyamayacaktı…

Severus Snape de son sözünü söyledi.

“Seni seviyorum.”


*

“-Draco Malfoy’u koruyacağına ve ona yardım edeceğine yemin ediyor musun?” dedi Bellatrix Lestrange, kız kardeşinin geçmişe yaptığı yolculuktan habersiz.

“Ediyorum,” dedi Snape.

Sonra Narcissa ve Snape’in bileklerini ince, parlayan ikinci bir şerit sardı Bellatrix’in asasından çıkan.

“Draco başarısız olacak olursa, onun yapamadığını yapacağına yemin ediyor musun?”

“Ediyorum,”

İkinci bir şerit daha bilekler sararken diğer iplikten biraz daha kalıncaydı. Bağlayıcı olduğuna işaret ediyordu ve geri dönüşü yoktu. Bozulmaz yemin töreni sona ermişti. Parlayan iplikler yok olurken Narcissa ve Severus, ellerini çekti.

Narcissa minnettardı. “Teşekkür ederim.”

Severus gözlerini kaçırdı ve bir şey söylemeden koltuğuna oturdu. Birbirlerinden ayrıldıklarından bu yana tekrar temasta bulunmak sarsmış gibiydi. Ona bakmadan, “Draco için.” dedi.

Kadın, acıyla yutkunarak onayladı. “Draco için.”

“Şarap?” dedi Bellatrix tasasızca kendini koltuğa bırakırken. “Kılkuyruğu çağır da servis etsin, Snape.”

Snape, tembelce asasını salladı ve dakikalar önce Kılkuyruğu defettiği kütüphanenin arkasındaki depoya giden kapıyı açtı. Biraz sonra merdiven başında görünen Kılkuyruk meraklı ifadeyle küçük salondakileri süzdü. Burnu ve ağzı bir fare gibi oynuyordu istemsizce. Biraz sonra hepsi elinde şarap, gergince oturuyordu. Narcissa oyalanmadan kadehindeki sıvıyı bitirmeye uğraşırken Severus çoktan iki bardak fondip etmişti…

 

*

Aylar sonra…

 

“İnanılmazdın, öldürdün onu…” diye fısıldadı kadın etkilendiğini inkar etmeden. Severus’un yüzüne biraz daha yaklaşırken, kırmızı dudakları apaçık onu arzuluyordu.

Snape, “Öl ya da öldür, dediniz. İşime geleni yaptım sadece.”

“Ve bunda çok başarılıydın… Bu yüzden bir öpücüğü hak ettin.”

Snape, gülümseyerek kadının belini kavradı kendisine doğru çekerek. Dudaklar değdi, öpüşler çabucak ivme kazanırken diller savaştı. Kadın, ilk defa böylesine arzularken Severus’un cekentinin düğmelerini açmaya başladı, Severus da onun siyah korsesinin iplerini çözdü. Biraz sonra ayakta, yarı çıplak dikilirlerken dudakları ayıramamışlardı bile. Severus kadına doğru adım attı onu gerileterek. Rahat bir ortamda değillerdi, karşılarında çift kişilik yatak yerine siyahla kaplanmış duvar vardı. Nihayet dudaklar ayrılırken Severus konuştu;

“Odama teşrif e-”

“Hayır,” dedi kadın. “Burada, ayakta.” Sonra şımarıkça kıkırdayıp ince dudaklara saldırdı.

 

*

Narcissa Malfoy, yüreği ferahlamış halde basamakları iniyordu. Draco’nun görevi başaramadığını ama Severus’un yardımına yetişip görevi onun adına yaptığı haberini bizzat kendisinden duymuştu. Üstünden bir yük kalkmıştı genç kadının, artık kimse zarar görmeyecekti ve başka ceza yoktu.
Severus’a teşekkürden fazlasını borçluydu ama yapabileceği tek şey buydu ne yazık ki. Basamak bitti, bir koridora sapmak üzereyken iniltiler duyduğunu sanarak durdu. Sarı kaşları, saçlarının arasında kaybolurken seslere anlam veremedi önce. Merakla atılan birkaç adımdan sonra da sesleri çözümleyebilmişti; birileri uluorta sevişiyordu.

Tiksintiyle suratını büzüştürdü. Kendi evinde bu tür şeylerin yaşandığını biliyordu ama yine de şu az ötedekiler her kimse artık, biraz mahremiyet duygusuna sahip olsa iyi olurdu. Geldiği yoldan geri dönerek başka koridoru kullanmaya karar verdiğinde iniltiler yükseldi ve onu duydu.

“Daha hızlı.”

Bella mıydı o?

Aniden durdu.

“Ayakta ne kadar hızlı olmamı bekliyordun?” dedi iğneleyici konuşan adam.

Narcissa bu sesi de tanırken donakaldı. Birden kalbinin tansiyonu çıkmıştı, öyle hızlı çarpıyordu ki yerinden çıkacak sandı. Alnındaki damarın heyecandan hızla kan pompaladığını hissedebiliyordu. Kız kardeşi gülüyor ve şaka ettiğine dair bir şeyler söylerken kesik kesik inildiyordu. Orada birkaç saniye öylece dururken aklı canlandı, buradan derhal gitmek istedi ama beyninin verdiği komuta uymuyordu vücudu. Çakılıp kalmıştı yerinde. Kaskatı. Yutkundu, kalbi daha hızlı, daha hızlı çarptı ve Bella son kez inledi…

*

Bellatrix, kucaktan inerken toplanmış eteğini indirdi. Toparlanırken Severus fermuarını çekiyordu. İşleri bittiğinde dudağında arsız gülüşle ona bir aferin, diyerek Severus’u ağzının kenarından öptü. Sonra koridorun diğer ucuna, kız kardeşinin beklediği yönün aksi yönde ilerlemeden önce yarın tekrar yapmalarını önerdi. Severus cevap vermedi. O da Bella’nın gittiği yönün aksine, Narcissa’nın donup kaldığı yöne doğru yürüdü…

 

*

Severus Snape, koridorun ucundaki engeli görünce şaşkınca durdu. Aralarında bir metre mesafe vardı ve buradan, loş karanlıkta onun yüzündeki şoku çok net görüyordu. Birden tedirgin oldu, yutkundu ve açıklamak istedi ama kelimeler çıkmadı ağzından. Neyi açıklayacaktı? Birlikte değillerdi, yollarını çizmişlerdi ve birbirlerine hesap verecek bir durum yoktu.

Ama onu seviyordu. Evet, hala seviyordu. İlk günkü gibi… Burada, bu evde onunla karşılaştığı her seferinde hep aynı his vardı ve hasta bile olmuştu bu yüzden. Severken ulaşamamak çok kötüydü. Duygularını kapatmayı denemişti ama onunla karşılaştığı her seferinde bütün duvarları eriyip gitmişti mavilerin içinde. Ne kadar tuğla örse de yıkılıyordu, çimentosu sağlam değildi. Acıyı bastırmak için başkalarıyla çıkmıştı, başkalarıyla yatmıştı, Bellatrix’i bile kullanmıştı ama azaltamamıştı, azalmıyordu. Narcissa’ya duyduğu sevgi fazla güçlü, fazla gerçekti. Hatta tek gerçeğiydi.

“Narcissa?” dedi güçlükle tuğlalar defalarca olduğu gibi birer birer düşerken.

Kadın toparlanmak için nefes aldı ve nihayet çözülürken yavaşça konuştu.

“Ben- yanlış zamanda geldim, üzgünüm. Teşekkür etmek için uğramıştım.”

“Ne için?” dedi Snape, kafası karmakarışık. Şu an hiçbir şey umurunda değildi, hiçbir şey hatırlamıyordu. Sadece bu kadın vardı. Mavi gözlerindeki yıkılmışlığı görmek kahrediciydi.

“Draco için.”

Yüzünü anladığını belli ederek gerdi.

“Önemli değil,” Sonra birkaç adım attı ama Narcissa geri kaçtı, Snape de durdu. “Ben- biz biz birlikte değiliz,” dedi kendine engel olamadan açıklama girişiminde bulunarak.

Narcissa gülümsedi. “Bunu neden söylüyorsun, Severus? Seni yargıladığımı sanıyorsan yanılıyorsun.”

“Gözlerini görüyorum, Narcissa. Öyle söylemiyorlar.”

Narcissa hemen mavi gözlerini kırpıştırdı, sanki derhal o manayı yok etmek istemişti.

“Yanılıyorsun. Bella seni mutlu ediyorsa mutlu olmalısın. Seni her zaman desteklerim, biliyorsun Severus. Her konuda.”

“Bırak bunları,” dedi Snape biraz daha yaklaşırken acı dolu ifadeyle, onun bileğini kavrarken. “Yapma bunu, bana rol yapma.”

Narcissa ürperdi, yine temas etmişlerdi. Kalbi tekrar canlanır ve kanı hızla vücudunda dolaşırken bileğini kurtarmak için kıvrandı ama o an içindeki hisler öyle bir alevlenmişti ki o dokunuşla, teslim oldu, direnmedi. Onu, ve onunla olan ablasını kıskanmıştı. Ölesiye. Şu an kendini ağlamaya hazır hissediyordu ama güçlükle dayandı.

“Bileğimi acıtıyorsun, Severus. Gitmem gerek, Lucius ve Draco bekliyor.”

“Beni sevdiğini söyle, her şeyi yapayım. Sadece beni sevdiğini söyle…”

“Bırak, lütfen.”

“Yalvarırım, lütfen.”

“Seni seviyorum,” dedi kadın. Snape gülümserken, Narcissa devam etti. “Lucius ve ben sana minnet duyuyoruz. Sen gibi bir dostumuz olduğu i-”

Hayır! Beni sevdiğini söylemeni istedim, dostun olduğum için teşekkür etmeni değil!”

Kadın, ani çıkış ve kükremeyle korktu. İlk defa bu kadar kızgın görüyordu onu. Yutkunarak, “Lütfen Severus, gitmeliyim.”

“Söyleyeceksin.”

“Gitmeliyim,” dedi yine. ‘Hayır’ da diyemiyordu, çünkü o kelime kısmen de olsa itiraf sayılırdı.

“Söyleyeceksin,” diye ısrar etti Snape sertçe. Daha sıkı tutuyordu.

Kadın sustu.

Evet, onu seviyordu. Hala seviyordu, ilk zamanlardaki gibi. Hala onu görünce heyecan duyuyor, kalbi çarpıyor ve bu his bir kez olsun eksilmiyordu. Nasıl mümkün olabilirdi bu? Nasıl kocası ve oğlu varken bu duygulara sahip olabiliyordu? Ne kadar anlamaya çalışsa da asla çözemeyecekti bu gizemi, bu aşkı. Ve ısrara karşılık ısrar etmeyip, itirafta bulundu. Yalan değildi, seviyordu ve bunu o da biliyordu bu yüzden ağzından duymak istemişti. Son kez. Yıllar önce bir sabah ondan ayrılmak zorunda olduğunu söylediği gün gibi.

“Seni seviyorum, çok seviyorum.”

Biraz sonra sıkılı bileği gevşedi, Snape’in ifadesi sakinleşti. İşte o an maviler ve siyahlar yeniden alevlendi eskisi gibi. Aşk tekrar harlandı, alevler büyüdü. Bu ikisinin gerçeğiydi ve Snape, rahatlamış halde alnını ona dayayarak öperken kadını ağlattı.

“Benimle deli olacak mısın?”

Narcissa yalvardı. “Lütfen, Severus… Yapma.”

“Olacak mısın? Son kez cevap ver. Yemin ediyorum bir daha sormayacağım. İstediğini yaparım. Buradan gider ve seni rahat bırakırım, yemin ederim.”

Narcissa elinde olmadan onun yakasını tuttu. Gitmesini istemiyordu ama bunu söze dökemiyordu da. Eskisi gibi birlikte olabilmeyi o kadar çok isterdi ki… Onu teninde hissetmeyi, korkusuzca arzulayabilmeyi…

“Yapma… Lütfen-”

Ama yalvarışları bir öpüşle kesintiye uğradı. Dudaklarında gezinen ılık tenle mahvolurken Narcissa Malfoy’un bütün direniş hatları kırıldı. Tek bir öpücük bile, bütün düşünceleri değiştirebiliyordu. Sevgi, aşk, fazla güçlü silahtı. Kimse direnemiyordu. Ona karşı durup dikildikçe, tek mermilik atışta yıkılıyordu insanlar. Narcissa da yıkıldı, paramparça oldu. Severus’un boynuna doladı ellerini ve sıkıca tuttu öpüşlerini derinleştirerek. Kalbinin bozuk ritimlerini kendi kulaklarında duyabiliyordu. Severus öyle heyecanlandırıyordu ki… Onunla kendini daha genç, daha diri hissediyordu. Ondan ayrılacak gücü kendinde bulduğunda, hayatının en çılgın yanıtını vermeden önce siyah gözlere baktı.

“Seninle deli oluyorum.”

Ve Severus Snape, güldü.

Yorum bırakın

Filed under Tek Bölümlük (One-Shot)

Yorumunuzu Alalım...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s